The Wolf Among Us Remastered incelemesi

On yıllar önce oyun alışkanlıklarım yalnızca FIFA ve Call of Duty gibi serilerin sunduğu yüzeysel ve rekabetçi döngülerden ibaretken, PlayStation Plus üzerinden ücretsiz verilen Tales from the Borderlands ile tanışmam ve The Last of Us gibi başyapıtlar, oyunlara bakışımı kökten değiştirmişti. Bir oyunun salt mekanik reflekslerle değil; iyi yazılmış karakterler, güçlü diyaloglar ve atmosferle de insanı içine çekebileceğini keşfetmemi sağlayan Telltale Games, o günden sonra çıkardığı her yapımı eksiksiz oynadığım özel bir stüdyoya dönüştü.
The Walking Dead serisi ve özellikle 2013 çıkışlı The Wolf Among Us, bu hikâye odaklı tasarım anlayışının zirve noktalarıydı. Stüdyonun 2018 yılındaki kapanışı, ardından yeniden yapılanması ve merakla beklediğim The Wolf Among Us 2 yapıtının sancılı geliştirme süreci derken, Telltale Games ve Trick Studios, orijinal klasiği The Wolf Among Us Remastered adıyla güncel platformlara taşıdı. Beş bölümlük ilk sezonun tamamını tek pakette toplayan bu yeniden düzenlenmiş sürüm, oyunun temel yapısını bozmadan görsel sunumunu modernleştiriyor ve eklediği arşiv içerikleriyle ikinci oyun öncesinde Fabletown sokaklarına dönmek için sağlam bir zemin hazırlıyor.

Temel oyunu daha önce deneyimlememiş olanlar için The Wolf Among Us, Bill Willingham’ın Fables adlı çizgi roman serisinin öncesini anlatan, seçim odaklı bir interaktif drama ve dedektiflik macerası. Diyarlarını terk etmek zorunda kalan masal kahramanları, 1980’lerin New York’unda, Manhattan’ın arka sokaklarındaki Fabletown adlı gizli bir mahallede insanlarla iç içe yaşıyor. İnsan görünümüne bürünmek için “Glamour” adı verilen pahalı bir büyüye muhtaç olan bu karakterlerden parası yetmeyenler, “Çiftlik” adındaki kırsal bir bölgeye adeta sürgüne gönderiliyor.
The Wolf Among Us Remastered içerisinde, kanlı şöhretini geride bırakıp bu topluluğun şerifliğini üstlenen Koca Kötü Kurt, Bigby Wolf’u yönetiyoruz. Bir gece şerifin apartmanının önüne bırakılan kesik bir başla başlayan cinayet soruşturması, Bigby ve Pamuk Prenses’i Fabletown’ın yozlaşmış bürokrasisine uzanan karanlık bir komplonun içine çekiyor. Kurbağa Bay Toad, Güzel ve Çirkin ya da Oduncu gibi çocukluk masallarından tanıdığımız figürleri yoksulluk, borç batağı, göçmenlik ve kimlik bunalımı gibi son derece insani dertlerle boğuşurken görmek, oyunun dedektiflik kurgusuna bugün bile ilk günkü kadar çarpıcı hissettiren olgun bir ağırlık katıyor.

Oynanış tarafında The Wolf Among Us Remastered, 2013 yılındaki orijinal şablona kritik bir müdahalede bulunmuyor ve geleneksel bir aksiyon oyunundan ziyade interaktif bir film gibi ilerliyor. Zamanınızın büyük kısmı, hızla eriyen bir süre çubuğu eşliğinde diyalog seçenekleri arasından karar vermekle ve sabit kamera açılarıyla tasarlanmış küçük mekânlarda ipuçlarını inceleyerek olay örgüsünü birleştirmekle geçiyor. The Wolf Among Us Remastered içerisindeki dövüş ve kovalamaca sahneleri ise tamamen ekranda beliren tuşlara doğru anda basmaya ve imleci hedefe yönlendirmeye dayalı refleks sekanslarıyla çözülüyor.
Sabit kamera açılarında Bigby’yi yürüterek delil aramanın yarattığı o hafif hantallık ve basit etkileşim yapısı, oyunun 2013 yılına ait olduğunu her an belli ediyor. Ancak bu durum deneyimi zedeleyen bir eksiklikten çok, oyunun kendi dönemine ait doğal bir karakteristiği gibi duruyor; asıl gerilim mekanik zorluktan değil, Bigby’nin içindeki vahşi canavar ile iyi bir koruyucu olma arzusu arasındaki ince çizgide verdiğiniz kararlardan doğuyor.
Şüphelileri sorgularken kol kırmayı mı yoksa empati kurmayı mı seçtiğiniz ana hikâyenin varacağı son noktayı kökten değiştirmese ve dördüncü bölümde tempo kısa süreliğine düşse de, kasaba sakinlerinin size duyduğu güveni doğrudan şekillendiriyor. Üstelik The Wolf Among Us Remastered içerisinde verdiğiniz önemli kararların doğrudan The Wolf Among Us 2 oyununa aktarılacak olması, her diyalog seçimine ekstra bir sorumluluk yüklüyor.

Bu yenilenmiş sürümün en ilginç başarısı ise görsel güncellemeyi oyuncunun gözüne sokmadan, adeta hissettirmeden gerçekleştirmesi. The Wolf Among Us Remastered oyununa ilk girdiğimde grafiklerde belirgin bir “remastered” farkı sezemedim; her şey zihnimde yer ettiği gibi görünüyordu ve bunu bir eksiklik olarak da görmedim. Fakat merak edip YouTube üzerinden 2013 yılındaki orijinal oyunun görüntülerine baktığımda, görsel anlamda aslında ne kadar büyük bir modernleştirme yapıldığını net biçimde fark ettim.
Geliştirici ekip, oyunun çizgi roman estetiğini ve görsel ruhunu koruduğu için, yapılan yenilikler oyunun hafızamızdaki o idealize edilmiş görüntüsüyle kusursuzca örtüşüyor. Karakter modelleri ve çevre kaplamaları yüksek çözünürlüklü olarak baştan elden geçirilirken, dinamik ışıklandırmalar ve mekânlara eklenen yeni nesneler Fabletown’ı çok daha yaşayan bir yer haline getirmiş.
Bufkin’in üzerindeki tüylerin seçilebilmesi, Pamuk Prenses’in saçlarındaki detaylar, Woodlands apartmanının Viktorya dönemini andıran yeni mimari dokunuşları, Greenleaf Teyze’nin dairesindeki cadı ıvır zıvırları ve Puddin ‘n’ Pie kulübünün neon tabelaları çevresel hikâye anlatımını belirgin biçimde güçlendiriyor. Sadece Bay Toad gibi birkaç karakterin yüz modeli yenilenirken o eski stilize çekiciliğini biraz kaybetmiş ve keskinleşen grafikler, 2013’ten kalma dokunulmamış animasyon iskeletlerinin ipucu incelerken yarattığı o robotik hareketleri yer yer daha görünür kılmış.

Görsel cilayı destekleyen bir diğer önemli adım da teknik performans ve ses tarafında atılmış. Geliştirici ekibin eski oyun motorunu hatırlayanların aşina olduğu uzun yükleme ekranları, sahneler arası sert takılmalar ve kare hızı düşüşleri bu sürümde büyük ölçüde giderilmiş. Yeniden dengelenen ses miksajı sayesinde hem o tekinsiz, synthesizer ağırlıklı kara film müzikleri hem de karakterlerin seslendirme performansları çok daha berrak duyuluyor.
Yine de sahne geçişlerinde nadiren yaşanan ufak kaplama geç yüklenmeleri ve anlık tekleme izleri, stüdyonun kronik teknik pürüzlerinin tamamen silinmediğini gösteriyor; ancak orijinal sürüme kıyasla çok daha akıcı bir deneyim var. Yenilikler arasında sunulan ve tek tuşla açılıp kapatılabilen siyah-beyaz “Noir Modu” ise kağıt üzerinde bir dedektiflik hikâyesine yakışır dursa da pratikte pek işlevsel değil. The Wolf Among Us Remastered oyununun bütün görsel kimliği 80’lerin mor ve pembe neon ışıklarının karanlık sokaklarla kurduğu kontrasta dayandığı için, renkleri tamamen kapatmak atmosferi güçlendirmek yerine oyunun en özgün sanatsal imzasını alıp götürüyor.

Ana hikâyede bir değişiklik yapılmadığı için, The Wolf Among Us oyununu daha önce bitirmiş olanların asıl ilgisini çekecek kısım ana menüye eklenen ekstra içerikler oluyor. Yüzden fazla konsept çalışmasını barındıran sanat galerisi ve hem orijinal ekibin hem de seslendirme sanatçılarının yer aldığı yaklaşık bir saatlik kamera arkası belgeselleri, yapım sürecine dair güzel detaylar sunuyor. Ancak paketin en değerli ekstrası kesinlikle oynanabilir durumdaki beş adet silinmiş sahne. İzlenebilir videolar yerine bizzat kontrol edebildiğimiz 5-20 dakikalık sekanslar olarak eklenen bu bölümler, geliştirme sürecinde kurgu masasından döndüğü haliyle korunmuş.
Çoğu yerde seslendirmelerin eksik olması, diyalogların yalnızca altyazıyla ilerlemesi ve tamamlanmamış animasyonlar bu sahnelerde beklediğim şeylerdi. Bunlar bitmiş bölümler değil; herhangi bir sebepten ötürü geliştirilme sürecinde geride bırakılmış içerikler. Buna rağmen, birinci bölümde Bigby’nin cinayet mahallini New York polislerinden gizlemeye çalıştığı soruşturma sekansını veya beşinci bölümün uzatılmış alternatif finalini bizzat diyalog seçerek oynamak, yazarların zamanında hangi fikirler üzerinde durduğunu görmek adına harika bir deneyim sunuyor.

The Wolf Among Us Remastered, 13 yıllık bir interaktif filmi sıfırdan yapılmış modern bir aksiyon-macera oyununa dönüştürmeye çalışmıyor; bunun yerine orijinal eserin güçlü yazımını ve atmosferini teknik pürüzlerden arındırıp günümüz ekranlarına yakışır bir netliğe kavuşturuyor. Mekanik olarak 2013 yılındaki yapısını birebir koruması ve ana öyküye yeni bir bölüm eklememesi, orijinal oyuna halihazırda sahip olan ve köklü değişiklikler bekleyen oyuncular için yenilik hissini kamera arkası ekstralarıyla sınırlı tutuyor.
Görsel ruhuna hiç zarar vermeden gerçekleştirdiği kapsamlı grafik yenilemesi, oynanabilir silinmiş sahneleri ve kayıt dosyalarını devam oyununa taşıma özelliğiyle bu sürüm, seriye adım atacak yeni oyuncular için tartışmasız en doğru başlangıç noktası. Oyun zevkimin şekillenmesinde büyük payı olan bu dünyaya yıllar sonra geri dönmek, Bigby Wolf’un o yağmurlu ve neon ışıklı sokaklardaki sınavının hâlâ ne kadar etkileyici olduğunu bana bir kez daha kanıtladı; şimdi tek dileğim, merakla beklediğim The Wolf Among Us 2 oyununun da bu mirası aynı güçle devam ettirmesi.